Festivalden kalanlar…

Herkese merhabaaaa,

Bloğuma hoş geldiniz.

ot_festivali

Yorucu ama bir o kadar da keyifli geçen festivalden, kısa tatil kaçamağımdan hafızamda kalanlar işte sizlerle…

Dün yolda dönerken arabada biri “Bugün hiç Pazar gibi hissetmiyorum.” dedi. Ben de “Ben herhangi bir gün gibi hissetmiyorum.” dedim. Bunun üzerine annem “Hiçbir gün gibi hissetmediğinde beynin dinlenmiş oluyormuş.” dedi. Bilimsel araştırmaymış efendim. İşte ben de tam öyle hissediyordum dün. Bu da ne kadar keyifli ve huzurlu tatil geçirdiğimi belli ediyor herhalde.

Bu yıl 7.si düzenlenen Alaçatı Ot Festivali oldukça kalabalıktı. İğne atsan yere düşmeyecek tabiri cuk diye oturuyordu. Günübirlik turlarla bir sürü kişi akın etti. Otobüslerin biri geliyor, diğeri gidiyor. Oteller dolu, restoranlarda yer yok. Kurulan standlarda bir şey kalmamış… Kabus gibiydi. Bir ara teyzenin biri kolumu tutmuş çekiştiriyordu. Herhalde arkadaşı sandı, o an “Allah’ımmmm nereye düştüm ben!?!” dedim. Hemen kendimi attım o curcunadan. Bir yere oturdum akşama kadar da kalkmadım 🙂

Bunun yanı sıra çok renkli görüntüler de vardı. Postane önünden başlayan kortejin yürüyüşünü tamamlaması kalabalık nedeniyle uzun sürdü tabi. Ama çok eğlenceliydi. Yöresel kıyafetli kızlarıyla, davulu-zurnasıyla ve tabi kiii kortejin baş kahramanı sakız cinsi koçla 🙂

festival

Bu curcuna arasında Allah’tan kaldığım yer MUHTEŞEMDİ!! Yel Değirmeni Otel’de kaldım. Booking.com üzerinden rezervasyon yaptırmıştım. Lokasyon olarak yeri de çok iyi bir yerdeydi. Ben hep kaldığım otellerin meydanlara yürüme mesafesi olmasına dikkat ederim. Kafam çok rahat oluyor. Otel 8 odadan oluşuyor. Her bir odaya da isim vermişler. “Anadolu topraklarının bizlere cömert bir armağanı olan sekiz farklı üründen esinlenerek isimlendirdiğimiz odalarımız” diye tanıttıkları odalarının isimleri; Başak, Mısır, Buğday, Çavdar, Zeytin, Üzüm, Yulaf ve Arpa. Benim odam Buğday’dı. 🙂

yel_degirmeni               yel_degirmeni
Beni bilenler bilir, titizlik hastalığım vardır. Özellikle otel odaları konusunda çok hassasımdır. Ama inanın çok temizdi. İki kusur vardı. Biri banyoda lavabonun üzerindeki ayna ortalama insan boyuna göre fazla yukarıdaydı. Gönül isterdi boyum benimde 1.70 cm olsun. 🙂 İkinci kusur akşam odadaki ışıklar çok loştu. Malum gece çıkarken makyaj yapıyoruz 😀 Onun dışında harikaydı. Bir kahvaltısı vardı kafelerde yediğiniz yanında sıfır kalır.

yel_degirmeni2

Hava çok güzeldi. Bol bol güneşin ve ılık rüzgarın tadını çıkardım. Temiz havanın, damla sakızlı mamullerin, yeşilliklerin kokusunu doya doya içime çektim. Ege Bölgesinde yetişen binlerce otun tadını annemler daha çok çıkardı. Ben biraz daha keyifli atmosferlerin tadını çıkardım. 🙂 Bu arada festival tabi ki sadece yemek yemekten oluşmuyor. Konserler, yarışmalar oluyor. Ancak başta da dediğim gibi o kadar kalabalık olduğu için adım atacak yer yoktu. Bu yüzden konsere katılamadım. Ama uzaktan uzaktan Muhtemel Aşk’a eşlik ettim.

nihan_1

nihan_2

Her şeye rağmen şehir hayatından uzakta, stressiz, huzurlu, kafa dinleyici bir tatil oldu. Arada muzurluklarım da oldu tabi ki 🙂 Aslında bu kadar keyif almamda yöre halkının samimiyeti de çok etkiliydi. Eğer siz de baharın o tatlı sıcaklığı ve ılık rüzgarını, birbirinden lezzetli 1001 çeşit ot ile yapılan yemekleri tatmak isterseniz, seneye gerçekleşecek Alaçatı Ot Festivali’ni kaçırmayın!

Sevgiler…

 

2 comments: On Festivalden kalanlar…

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer