Bozcaada

“Tanrı, insanlar uzun ömürlü olsun diye Bozcaada’yı yaratmış.” demiş Heredot. Oraya gidince zaman duruyor benim için. Ayrı bir keyif, ayrı bir mutluluk… Rüzgarıyla, şarabıyla, Çiçek Pastanesiyle, sokaklarıyla işte size ada kafası!

Adaya yaklaşık 5,5 saatte gidiyorsunuz. Tabii radarların sık sık olması bu saatin süresini öteliyor. Yola sabah çıktığımız için kahvaltı yapmamız gerekiyordu. Tabii ki mekan Ünal Peynircilik. Tekirdağ yolundan Gelibolu’ya doğru giderken Malkara’ya uğrayıp Ünal’da mutlaka tost yiyin.

Dönüşte Osmangazi Köprüsünden geldiğimiz için Marmara Ereğlisi’nde köfte yiyemedik. Ama siz o taraftan dönerseniz mutlaka Marmara Ereğlisi’nde Yengenin Yeri’nde tekirdağ köftesi yiyip öyle dönün. 🙂

Kahvaltıdan sonra yola devam.. Gelibolu’dan Lapseki’ye feribotla geçiyorsunuz. 35 tl bi geçiş ücreti veriyorsunuz. Lapseki’den Geyikli’ye gidip oradan da tekrar bi feribot ile 6 km uzaklıktaki adaya geçiyorsunuz. Adaya geçerken de 70 tl bir ücret veriyorsunuz. Gidiş-dönüş bir seferde alıyorlar ücreti.

Bozcaada’da şu ana kadar hep Rum Mahallesinde 9 Oda’da kalıyordum. Bu sene hem rezervasyonda geç kalmamız hem de işletme sahibi Zafer Bey’in ayrılmasından dolayı farklı bir otelde, yine Rum Mahallesinde bulunan Amaranda’da kaldık. İyi ki de kaldık! Tek kelimeyle muhteşemdi. Otelde sadece 5 oda bulunuyor. Otel sahibi Mustafa Bey inanılmaz bi insan. O da müzisyen, o da kompozitör. Ortak tanıdıklarımız çıktı. 🙂 Yani sohbet edecek bir çok konumuz vardı. Arada gitar eşliğinde söylediği şarkılarla bizi daha da keyiflendirdi. Böyle ufak otelleri daha bi seviyorum. Daha aile gibi oluyor. Otelin içi zaten kendi eviniz gibi. 🙂 Mor rengine ne kadar çok aşık olduğumu bilen bilir. Otel mor olmasıyla da kalbimden vurdu beni.

Gelelim yeme-içmelere. Ada harika yemekler, lezzetli şarap ve peynirler, ekmekler ile adeta bir cennet. Adada Karalahna, Kuntra, Çavuş ve Vasilaki isimli 4 çeşit üzüm var ve bu üzümlerden harika şaraplar elde ediliyor. Dönerken şarap almayı unutmayın 😉

Sabahları kaldığınız otel dışında kahvaltı alternatif arayanlara Çiçek’in sıcak sıcak poğaçalarını, simitlerini; Patiska’nın serpme kahvaltısını öneriyorum. Geçen sene Bozcaada yazımda Çiçek’in Los Angeles şubesinin sinyallerini vermiştim. Gökçenle konuştuk (Pastanenin sahibi, üniversiteden arkadaşım), çok yakındaaaa! Kahvaltı sonrası kahvenizi yudumlarken damak çatlatan kurabiye ve badem ezmeli kurabiyeyi denemeyi unutmayın. Patiska, Mustafa Bey’in tabiriyle chill-out mekanı. Çimlerde yat, yuvarlan, salıncakta sallan. Temiz havayı içine çek.

Kahvaltıdan sonra adanın en bilindik plajı Ayazma’ya gidin. Bu mevsimde su çivi gibi olduğundan korkudan giremedim. 🙂 Ama cesaretiniz varsa…. Akvaryum ve Habbele koylarını da mutlaka görün. Öğlen Vahit’in yerinde patates kızartmanızı söyleyip, yanında da bi bira açtırıp keyif yapmaya devam edin. Vahit’in Yeri dışında; Thenos Restaurant, Koreli’nin Yeri ve Ali Baba’da da oturabilirsiniz. Akşam otelinize dönmeden gün batımına mutlaka uğramanız gerekiyor. Giderken de Amadeus’tan şarap alıp öyle devam edin yola. Gün batımı için ben İstanbul’dan katlanır kamp sandalyelerimi ve kadehlerimi yanıma alıyorum hep. Biz güneşi 20:28’de batırdık. İnsanın şiir yazası, şarkı besteleyesi geliyor. Geçen sene bir çocuk sevgilisine evlenme teklifi etmişti. Selinle oradan aşağıya atlayacaktık. Neyse ki bu sene öyle bir şey olmadı. 🙂

Akşam geldik odaya üstümüzü başımızı değiştirdik. Makyajımızı tazeledik, sıra akşam yemeğinde. Benim gittiğim belli başlı yerler var. Gerçekten, yürekten söylüyorum tavsiye ederim. 🙂 Bir kere mutlaka Sandal’a gideceksiniz. Sonra Battı Balık (Bir Küçük Eylül Meselesi filminin çekildi meyhane), Simyon, Cabalı, A’dam ve Kapı 14 hem lezzetli hem de keyifli mekanlardır. Canınız ev yemekleri tarzı bir konsept istiyorsa, o zaman bu sene adaya merhaba diyen yeni bir mekan olan Adada Lokanta’yı tavsiye ederim. Sahibinin Kayserili oluşu mekanı ayrı bir sevdirdi beni. Kabul edelim hemşeri olan biri ile tanıştığınızda daha bir farklı oluyorsunuz. Anladınız siz. 😉 Adada Lokanta’da lahmacun yiyeceksiniz. Soğanı, domatesi arasına doldurup mideye rahatça yollayabilirsiniz.

3.dalga kahveciliğin yeni mekanlarından Coffee Shelter’da 2 sene önce adaya merhaba dedi. Kahveler çok iyi.

Son olarak geçen Temmuz’da açılan Kafa Kafe’den de bahsetmek istiyorum. Kafa Dergisini biliyorsunuzdur, onun kafesi. Mekan biraz nostalji; ama çok orijinal. Yeşilçam’dan günümüze bir çok sanatçımız duvarlarını süslemiş. İşletmesini Çiçek Pastanesi yapıyor. Yani Gökçenler 🙂 Çok vakit geçiremediğin için mekanda yorum yapamayacağım. Sadece bir olumsuz yorumum olacak, o da menüsü çok kısıtlıydı. 🙂

4 günlük Bozcaada tatilimi gördünüz. Keyifli, renkli ve çok huzurlu geçti. New York Times gazetesi 2017 yılında dünya genelinde gezilecek 52 yer arasında gösterdi. Yani görmediyseniz listenize ekleyin.

Ömrünüz uzun olsun…

N.A.

Takipte Kalın:

Instagram: @nihanakca

Snapchat: @nihanakca

Spotify: @nihanakca

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer