Amsterdam Günlüğü I

Sonunda uzun bir Amsterdam yazısı ile karşınızdayım. Bayram tatilinde yurt dışında olacağımdan bahsetmiştim önceki yazımda. Antin&Kuntin’in rotası bu sefer Amsterdam’dı. Aşık olduğum şehirler arasında Amsterdam ilk sıraya yerleşti. 3 gece 4 gün bize tabii ki yetmedi. Şehirde geçirdiğimiz vakit boyunca her yere yürüyerek gittik. 1 gün bisiklet kiraladık sadece. Amsterdam’a nasıl gidilir, nerede kalınır, ne yenir, nerelere gidilir her şeyi anlatacağım. Hadi beraber Amsterdam’ı gezmeye başlayalım. 🙂

Tatiliniz bol olsun…

N.A

Takipte Kalın:

Instagram: @nihanakca

Snapchat: @nihanakca

Spotify: @nihanakca

 

1.Gün: 25 Haziran Pazar çıktık yola. Pegasus’un PC1253 nolu uçuşu, 22D-22E koltuk numaralarında gittik. Uçağın kalkış saati 11:05’ti. Uçuş süresini pilot 3 saat 10 dakika olarak söyledi. Yaklaşık o civarlarda da Amsterdam Schiphol Havalimanına indik. Yabancı filmlerde ki havalimanlarında gördüğüm bir sirkülasyon olur. Pilotlar, yolcular, trene gidenler vb. Bu sefer filmin içinde ben de vardım. Çok beğendim havalimanını.

Eğer oteliniz şehir merkezindeyse transfer olarak treni tercih edebilirsiniz. 5,20 euroya tek seferlik bilet alıp trene bindik. Şehir merkezi ile havalimanı arası 10 km. Çok kısa bir sürede şehre geldik. O an Eros okunu kalbime atmıştı. Aşık olmuştum.

Amsterdam Merkez Tren İstasyonu/The Central Railway Station of Amsterdam

Kuzey Avrupa’nın planlı en büyük kentlerinden biri olarak biliniyor Amsterdam. Şehir, 16. yüzyılda sulak arazide küçük bir balıkçı köyü olarak kuruluyor ve köyün etrafındaki sular, kanallar ve ekim alanlarından oluşan bir sistemle kontrol ediliyor. Amsterdam’ı farklı kılan kanalların ve sivri çatılı evlerin yapılması şehre özgü bir mimarinin doğuşuna yol açıyor. Bu zamana kadar da yapısı bozulmadan devam ediyor.

165 tane kanal var. 1281 tane de köprü bulunmakta. Kanallar, batı ve doğu çemberi olmak üzere üzere ikiye ayrılmış. Doğu çember tarafı o eski yapıları daha çok korumuş. Batı yavaş yavaş değişmeye başlamış.

Dam Square’de (meydan) Cordial Hotel’de kaldık. Otelin herhangi bir özelliği yok. Temizdi, çok merkeziydi. Bu bizim için yeterdi. Ha bir de temizlik personellerinden biri Türk’tü. 🙂 Valizleri atıp, makyajımızı tazeleyip hemen şehri keşfe başladık. Hava ortalama sıcaklıktaydı, sadece ilk gün rüzgar arada kendini gösterip üşütür gibiydi. Yanıma kot montum ve battaniyem dışında bir şey almadım. Her yere yürüdük. Bol bol fotoğraflar çektik. Planımızı yaptık. Sokaklara bayıldık. Amsterdam her şeyin serbest olduğu, özgürlüğün ana vatanı. Sokakta, Coffeeshoplarda ot içmek, mantar yemek, kek yemek vb. olduğundan koku biraz ağır geldi bize. Akşam ilk günün yol yorgunluğu falan derken yemeği bildiğimiz bir yerde yiyelim dedik. İtalyan mutfağı olan Vapiano’ya gittik. Sonrasında da Cafe Majestic’te biramızı içip, otele döndük.

Majestic – Dam Square

Devam edecek…

Leave a reply:

Your email address will not be published.

Site Footer